Limonlu ve Yeşillikli Izgara SomonYapay zeka fotoğrafı

Limonlu ve Yeşillikli Izgara Somon

Limon dilimleri ve taze otlarla ızgarada pişirilen, hafif ve lezzetli bir somon tarifi.

Porsiyon: 4 Hazırlık 10 dk Pişirme 15 dk Balık
İçerir: süt, balık ve deniz ürünleri
Etiketler malzemelerden otomatik olarak belirlenir ve hatalı olabilir. Sizin için önemliyse ambalajı kontrol edin.

Malzemeler

Limonlu ve Yeşillikli Izgara Somon — malzemeler: Somon, Limon, Yeşillik, Tereyağı, Tuz, Karabiber
  • 4 adet Somon
  • 1 adet Limon dilimlenmiş
  • 1 demet Yeşillik doğranmış, örneğin dereotu, frenk soğanı ve kekik
  • 1 yemek kaşığı Tereyağı isteğe göre baharatlı
  • 1 çay kaşığı Tuz
  • 1 çay kaşığı Karabiber taze çekilmiş

Yapılışı

  1. Somonu bir limon diliminden sıkılan suyla ovun ve ızgaraya yerleştirin, limon dilimlerini de ekleyin

  2. İsterseniz kapağı kapatıp ızgaranın ateşine göre 10-15 dakika pişirin

    15 dk
  3. Çatalla kolayca ayrıldığında ve içi hâlâ hafif pembe olduğunda somon hazırdır

  4. Önemli olan somonu ızgarada fazla pişirmemektir

  5. Dilerseniz fırına uygun bir kapta da pişirebilirsiniz; fırında 200 derecede 12-16 dakika pişirin

    16 dk

Somon, kendini pişirmesine izin verilince en iyi halini gösteren bir balık. Bu tarifte de mesele karmaşık bir şey yapmak değil, balığın kendi yağına ve limonun asitliğine güvenip elini çekmek. Izgaraya yatırdığın anda ateşle aranda sadece ızgaranın kapağı ve senin sabrın var.

Tutup tutmaması tek bir şeye bağlı: ne zaman durduğun. Somon pişerken rengini açık pembeden mat, soluk bir tona çevirir; çatalla dokunduğunda liflerine ayrılır. İşte orada bırakacaksın, o anın bir saniye sonrasında değil. Izgarada 10-15 dakika, fırında 200 derecede 12-16 dakika — bunlar sana sadece «aşağı yukarı ne zaman bakmaya başla» diyor, saat değil.

Bazıları somonu tam pişmiş, içi bembeyaz, kuru ve lifleri birbirinden ayrılmış halde sever, «sağlıklısı budur» der. Hayır, çünkü o noktada balığın kendi yağı da kaybolmuş, elinde kuru bir et parçası kalmış olur. İçte kalan o hafif pembelik kusur değil, balığın suyunu içinde tuttuğunun işareti.

Limon, dereotu, frenk soğanı, kekik — bunlar süs değil, somonun ağır, yağlı tadını hafifletip dengeleyen şeyler. Tereyağı da aynı işi görür, ama tersten: yağa yağ katarak değil, somonun kendi yağını yüzeye çıkarıp parlatarak.

Somon seçerken bakacağın şey etin sıkılığı ve kokusu. Taze olanın eti bastırdığında geri döner, balık kokusu keskin değil hafif ve denizimsidir. Fileto kalınlığı eşit olmalı, çünkü ince kenar kalın kısımdan önce pişer — eşit kalınlıkta dilimler seçersen ızgarada ayrı ayrı uğraşmak zorunda kalmazsın.

Limon burada iki görev üstleniyor. Önce suyunu sıkıp balığı ovmak, derideki ağır kokuyu kesmek ve etin yüzeyini hafifçe «pişirmeye» hazırlamak için; sonra dilimler halinde yanına koymak, ızgarada hafifçe kavrulup acımtırak bir tat vermesi için. Limonu atlarsan somon ağır kalır, et ile yağ arasındaki dengeyi kuramaz.

Yeşillik seçimi serbest ama bir ölçütü var: biri taze ve çimenimsi koku versin (dereotu gibi), biri hafif soğansı bir keskinlik katsın (frenk soğanı gibi), biri de reçineli, biraz Akdenizli bir alt ton versin (kekik gibi). Elinde ne varsa bu üç görevi karşılayan otları koy, isim önemli değil, görev önemli.

Tereyağı isteğe bağlı ama varlığı anlamlı. Somon zaten kendi yağını taşıyor, tereyağı onu bastırmak için değil, yüzeyde hafif bir parlaklık ve baharatlı bir koku katmanı oluşturmak için. Baharatlı tereyağı derken sarımsak, biraz kabuk rendesi ya da kırmızı biber gibi şeyler düşünülebilir; eklersen bunu balığın üstüne pişerken sürersin, içine karıştırmazsın.

Tuz ve karabiberi cömert ama erken değil, pişirmeden hemen önce kullan. Tuz eti erken etkilerse suyunu çeker, sen de kurumuş bir yüzeyle karşılaşırsın. Karabiberin taze çekilmiş olması önemli, çünkü hazır toz karabiber havada kokusunu çok önce kaybeder, tabakta sadece acılığı kalır, kokusu kalmaz.

Ev ızgaranın ateşi düzensizdir, bunu kabul et: bazı yerler fazla kızar, bazı yerler ağırdan alır. Bu yüzden somonu ateşin ortasına değil, biraz kenara, orta-hafif közün üstüne koymak daha güvenli — kapağı kapatıp gözünü balıktan ayırmamak gerek. Fırın burada daha sakin bir alternatif: 200 derece sabit bir sıcaklık verir, ızgaranın değişken huysuzluğunu ortadan kaldırır, sen de rengi ve dokuyu kontrol etmeye odaklanırsın.

Sofrada bu bir ana yemek, dört kişiye dört fileto yeter — paylaşım kavgası olmaz, herkesin kendi parçası var. Yanına pilav ya da bulgur koymak hem alışkanlık hem mantık: somonun sosu, limonlu-otlu suyu pilavın üstüne akar, tabakta boşa gitmez. Çorbayla başlayıp çaya bağlamak da bu yemeğin aceleye gelmediğini, sofranın bir ritüel olduğunu gösterir — balık da bu sabrı ister, erken kaldırılırsa hakkını veremezsin.

Bu tarifi bildir hello@fridge.menu