Yapay zeka fotoğrafıSiyah Fasulyeli ve Çikolatalı Kurabiye
Siyah fasulye ve çikolatadan yapılan, sağlıklı ve pratik bir kurabiye tarifi.
Etiketler malzemelerden otomatik olarak belirlenir ve hatalı olabilir. Sizin için önemliyse ambalajı kontrol edin.
Malzemeler

- 1 kutu Siyah Fasulye süzülmüş ve yıkanmış
- 60 g Yulaf Ezmesi kaba çekim
- 100 g Şeker
- 1 çay kaşığı Tarçın toz
- 0.5 çay kaşığı Tuz pul tuz
- 50 g Hurma doğranmış
- 50 g Bitter Çikolata doğranmış
- 50 g Tereyağı oda sıcaklığında
- 1 adet Yumurta
Yapılışı
Fasulyeyi mutfak robotuna koyun ve püre haline gelene kadar çekin.
Bir kapta fasulye, yulaf ezmesi, şeker, tarçın, tuz, hurma ve çikolatayı iyice karıştırın.
Tereyağını ezip karışıma ekleyin, iyice karıştırın, en sonunda yumurtayı ekleyerek hamuru birleştirin.
Hamurdan toplar oluşturun ve pişirme kağıdı serili bir fırın tepsisine dizin. Topları avucunuzla hafifçe bastırarak biraz yassılaştırın.
175 derece önceden ısıtılmış fanlı fırında yaklaşık 13-15 dakika pişirin.
14 dkTel ızgaraya aktarmadan önce tepside biraz soğumaya bırakın.
5 dk
Bu kurabiye değil aslında, kurabiye kılığına girmiş bir fasulye püresi. Siyah fasulyeyi ezip hamurun omurgası yapınca, un olmadan da birbirini tutan bir yapı kurabiliyorsun — çünkü fasulyenin nişastası ıslanınca yapışkanlaşır, tıpkı mercimek çorbasının kıvam tutması gibi. Un yerine fasulye koymak kaprislilik değil, bir ekonomi meselesi: bu tarz tarifler Batı'da glutensiz arayışla, bizdeyse zaten evde bulunan bir malzemeyi bitirme alışkanlığıyla ortaya çıkmış.
Tutup tutmaması tek bir şeye bağlı: fasulyeyi gerçekten pürüzsüz ezip ezmediğine. Yarım bırakırsan kurabiye değil fasulye topağı yersin, çiğnediğinde his hoş değil. Robotta "yeter artık" demeden, pütür kalmayana kadar devam et.
Fırında olan şey basit: kenarları önce kurur, ortası nemli kalır. Bu normal, fasulye zaten yulaftan daha fazla su tutuyor. Sen bu farkı bir kusur değil, dokunun bir parçası olarak kabul edeceksin — bisküvi gibi gevrek bekleme, daha çok nemli bir pasta kıvamı bekle.
Burada sabır dediğin şey tek bir yerde devreye giriyor: soğumada. Sıcakken elleme, dağılır; fasulye yapısı ancak soğurken toparlanır, tıpkı bir fasulye yemeğinin ocaktan indikten sonra kıvam almasına benzer.
Siyah fasulyeyi süzüp yıkarken gerçekten durulayacaksın, konserve suyu biraz tuzlu ve nişastalı bir sıvı bırakır, kurabiyeye istenmeyen bir tuzluluk ve koku katar. Elinin altında konserve yoksa, bir gece önceden ıslatılıp haşlanmış kuru fasulye de aynı işi görür, hatta kıvamı daha iyi tutar çünkü nişastası daha az sulanmıştır.
Yulaf ezmesi burada un görevi görüyor ama farklı bir mekanizmayla: ince un suyu hemen emip hamuru sertleştirirken, kaba çekilmiş yulaf suyu yavaş yavaş çeker, bu yüzden hamur ne çok yapışkan ne çok kuru kalır. İnce yulaf kullanırsan hamur daha gevşek olur, elinde top tutmaz — o zaman bir kaşık daha ekleyip dengelemen gerekir.
Hurma burada şekerden daha fazlasını yapıyor: pişerken karamelize olup nem tutan küçük cepler bırakıyor, kurabiyenin ortasının kurumasını o engelliyor. Yoksa kuru üzüm de iş görür ama tatlılığı daha keskin, hurmanın o toprak tadı kayıp gider.
Bitter çikolatayı doğrarken iri parçalar bırak, ince kıyarsan hamura karışıp kaybolur ve ısırdığında çikolata beklediğin o ani yoğunluk hissini vermez. Bazıları "çikolata damla kullanın, daha pratik" der. Hayır, çünkü damla çikolatalar eriyince şeklini korumak üzere tasarlanmıştır, fırında erimez de bu kurabiyenin istediği o akışkan cep oluşmaz.
Tereyağını oda sıcaklığında kullanman, soğuk tereyağın karışıma eşit dağılmaması yüzünden. Soğuk parça kalırsa pişerken orada bir boşluk bırakır, kurabiye o noktada çöker. Yumurtayı en sona bırakman ise hamuru toparlamak için, erken eklersen fasulye püresiyle beraber fazla sulanır, top tutmaz dağılır.
Fırının gerçek sıcaklığı ev ocağında çoğu zaman göstergeden farklıdır, bu yüzden 175 derece bir başlangıç noktası, gözünle takip edeceğin şey kenarların hafif kuruyup ortanın hâlâ yumuşak parlak durmasıdır — bu an geldiğinde süre dolmamış olsa bile çıkar, çünkü fırından çıktıktan sonra da sıcak tepsi üstünde pişmeye devam eder. Dokuz kişilik bu miktar, çay sofrasına küçük bir tatlı niyetine konacak kadar, ana yemek değil araya serpiştirilen bir şey.
·